GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR YÖNETMELİĞİ
Moleküler biyoloji ve gen teknolojisinde son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler organizmaların genetik yapılarının değiştirilebilmesini olanaklı hale getirmiştir. Böylelikle doğal süreçte gen değişimine uğramayan canlı türleri arasında gen değişimi ve organizmaların genetik yapıları belirli amaçlar dâhilinde şekillenmeye başlamıştır.
GDO'lu ürünler nelerdir? sorusu akla gelebilir. Birkaç örnek vermek gerekirse; mısır, soya, pamuk ve kolza, genleriyle oynanmış bitkiler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Bunlardan üretilen ürünler, GDO'lu olma riski taşımaktadır. Mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şurubu, sakkaroz, fruktoz içeren gıdalar, bisküvi, kraker, pudingler, bitkisel yağlar, şekerlemeler, çikolata ve gofretler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk vb hayvanlardan elde edilen gıdalar, hazır mamalar, çorbalar, sıvıyağlar gibi 800 farklı ürün bu grup içinde sayılabilir. Bu tür gıdaların insan ve hayvan sağlığına olumsuz etkileri, genetik kirlenme riski, GDO genlerinin toprak ve su ekosistemlerine geçişi, bitkilerde dayanıklılığın gerilemesi, zararlılarda dayanıklılığın artması gibi olası sebeplerle karşı karşıya kalınabileceği göz ardı edilmemelidir.
Ülkemizde GDO içeren yerli ürün üretimi kıstlı olup, ithal edilen bazı ham ve işlenmiş ürünlerin GDO içerip içermediği gıda güvenliği açısından fiilen denetlenmemektedir. GDO'lu tohumların Türkiye'de satışı yasaklanmış olsa da bu tip ürünlerin ithalatının kontrolü yapılmamaktadır. GDO'lu ürünlerinin risklerinin ortaya konmasıyla bu ürünlerin üretimi ve tüketiminde denetimi sağlayabilmek açısından etkin bir biyogüvenlik sisteminin kurulması ve ulusal bir biyogüvenlik politikasının hazırlanmasına duyulan acil ihtiyaç acil ihtiyaç günden güne artmaktadır.
En son olarak GDO'lu ürünlerin insan sağlığına ve çevreye zararları olduğu tartışılırken, "Gıda Ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol Ve Denetimine Dair Yönetmelik" Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca 26 Ekim'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve yönetmeliğin yürürlülüğe girmesi sivil toplum örgütlerini harekete geçirdi. Uzmanlar, meslek odaları, bilim adamları ve gazeteciler de konuyu tartışmaya açmış durumdadırlar. GDO, pek çok ülkede kısıtlama ve tüketici reddi ile karşı karşıya kalmıştır.
Şimdiye kadar ülkemizde GDO'lu gıda, hayvan yemi ve zirai bitkilerin girişi serbestti. Söz konusu yönetmelik bu serbestliği ortadan kaldırmamaktadır. Bu açıdan acil olarak GDO'lu zirai ürünlerin, gıdaların ve hayvan yemlerinin bu ürünlerden arındırılması gerekmektedir. Anadolu'nun tek başına tarımsal ve hayvancılık potansiyelinin çok yüksek olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu potansiyelin GDO ile sürdürülmek istenmesini ve dışa bağımlı hale gelinmesini insan sağlığı, hayvan sağlığı, ekoloji ve ülke ekonomisi açısından tasvip etmiyoruz. Zaten Türkiye'nin biyolojik çeşitliliği, tarım potansiyeli, halkın satın alma gücü ve tüketim alışkanlıkları değerlendirildiğinde GDO'lu ürünlere ihtiyacı olmadığı açıkça görülebilir. Ayrıca zirai ilaçlamalar ile ilgili olarak da bir yasanın olmadığı ve bu konuda da önlemler alınması gerektiği açıktır.
Tıbbi Genetik Derneği olarak ülkemizin sağlıklı bireylerini, ülkemizin çevresini ve ekolojisini, endüstriyel ve sanayi yönünü düşünerek Ulusal Genetik ve Biyoteknoloji Kurultayı'nı Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, ilgili bakanlar, sanayici ve iş adamlarının katılımı ile organize edilmesini ve bu kurultaydan çıkacak yararlı çözüm önerilerinin ülkeye sunulmasını amaçlamaktayız.
Prof Dr. Munis Dündar
Tıbbi Genetik Derneği Başkanı